Sayfalar

21 Kasım 2011 Pazartesi

Ataistler için Din - Alain De Botton


Alain de Botton, bence yeniçağ felsefecilerinin bir numarası. Bu kitapla yazar Türkiye’deki okuyucuları için özel bir de jest yapmış. İngiltere’de 2012 yılında yayınlanacak olan kitap yazarın özel izniyle ilk kez Türkiye’de Ekim 2011’de yayına çıktı.

Yazar kitapla dinlerin seküler dünya üzerindeki etkileri. Seküler dünya insanının din inançlarından uzaklaşmasını ama aynı zamanda bir yönleriyle de bu inanç düzeninden uzaklaşmalarının mümkün olmadığını savunuyor.

Kitapta bol miktarda “Seküler” kelimesiyle karşılaşacaksınız. O yüzden öncelikle bilmeyenler için “Seküler” ne demek ona bakalım. Sekülerlik kelime olarak toplumun bir özelliğini belirtiyor. Latince’de dünya anlamına gelen “seculum” kelimesinden türemiştir. Seküler toplum, din karşıtı bir tavrı değil, dine karşı nötr din dışı bir tavrı esas almıştır. Laiklikten ayıran şey ise, Laik devlettir, Seküler toplumdur. (Kaynak: Selma Bardakçı, Bahçeşehir Üniv. Siyaset Bilimi ve Uluslar arası İlişkiler)

İçindeki Bölümler:
  • Dogmatik olmayan bilgelik
  • Topluluk
  • Kibarlık
  • Eğitim
  • Şefkat
  • Kötümserlik
  • Bakış açısı
  • Sanat
  • Mimari
  • Kurumlar

Musa Peygamber’in 10 Emriyle bir alaka kurdu mu bilemedim, ama başlıkları görünce benim aklıma ilk gelen bu oldu.

10 Emir:
  • Allah’tan başka ilahların olmayacak
  • Kendin için oyma put yapmayacaksın
  • Allah’ın ismini boş yere anmayacaksın
  • Cumartesi günü hiçbir iş yapmayacaksın
  • Babana ve anana hürmet edeceksin
  • Adam öldürmeyeceksin
  • Zina Yapmayacaksın
  • Çalmayacaksın
  • Yalan şahitliği yapmayacaksın
  • Komşunun hiçbir şeyine göz dikmeyeceksin

(Cumartesi günü iş yapmama kuralı dışındaki diğer 9 emir bütün dinlerin ortak emirleridir. Cumartesi günü emri sadece Yahudilik için geçerlidir.)

Çok kapsamlı ve birçok farklı konudan bahseden bir kitap olduğu için kısaca değinmek çok zor. Ana hatlarıyla kitap, dinlerden öğreneceğimiz çok şeyler olduğu, dersler almamız gerektiği, topluluk duygusu nasıl oluşturacağımızı, ne dinleri överek, ne de eleştirerek yapıyor ya da hem överek hem eleştirerek yapıyor.

Alıntı: Sayfa 301
“Bu kitabın çıkış noktası, dinlerden öğrenebileceğimiz kimi dersleri saptama çabası oldu. Bu dersler arasında şunlar yer aldı: Topluluk duygusu nasıl oluşturulur? Kibarlık nasıl yaygınlaştırılır? Reklamlarda sunulan ticari değerlere olan eğilim nasıl ortadan kaldırılır? Seküler azizler nasıl belirlenir ve onlardan nasıl yararlanılır? Üniversitelerin izlediği stratejiler ve bizim kültür eğitime olan yaklaşımımız nasıl yeniden ele alınıp oluşturulur. Oteller ve spalar nasıl yeniden tasarlanır? Çocuksu gereksinimlerimiz nasıl belirlenip daha yeterli bir biçimde karşılanır? Kötü sonuçlara yol açan iyimserliğimizden nasıl vazgeçebiliriz? Bakış açımızı yüce ve aşkın olan aracılığıyla nasıl geliştirebiliriz? Müzeleri nasıl yeniden düzenleyebiliriz? Değerlere saygınlık kazandırmak için mimariyi nasıl kullanırız? Son olarak da, ruhsal mutlulukla ilgilenen bireylerin dağınık çabalarını nasıl birleştirip kurumların himayesi altında düzenleyebiliriz?”

Sonra benim adını ilk kez duyduğum Aguste Comte ve onun ortaya atmış ve kitabını yazmış olduğu “İnsanlık Dini”nden bahsediyor Botton.

“Comte, entelektüel başarısının zirvesine yeni bir program hazırlayarak ulaştı. Bu program aslında ateistler için hazırlanmış özel bir din ya da Comte’un ifadesiyle İnsanlık Dini’ydi. Söz konusu din, Hıristiyanlık Dönemi’nin başlangıcında Güney Filistin halkının ya da o dönemden dört yüzyıl önce Kuzey Hindistan halkının gereksinimlerini karşılamak üzere değil, modern insanın duygusal ve zihinsel isteklerine yanıt vermek üzere özel tasarlanmış, özgün bir inanç sistemiydi. “

“Comte’un düşüncelerinin temelinde, modern dünyada bilimin, buluşların sayesinde aklı başında birinin Tanrı’ya inanmasının mümkün olmayacağını savunan keskin bir gözlem vardır.”

Eğer Comte’un düşüncelerini ve İnsanlık Dini’nin detaylarını merak ediyorsanız ya da Botton’un yukarıdaki maddelerdeki yerinde ve çarpıcı tespitlerini okumak isterseniz bu kitabı kaçırmayın derim. Allain De Botton’un diğer kitapları gibi başucu kitabı olabilecek bir kitap.

Arka kapak: Alain de Botton son derece ilginç bir tez ileri sürüyor: Modern dünyanın dinlerden öğreneceği ve kendi anlayışı içinde yeniden yorumlayarak üreteceği çok farklı yaklaşımlar vardır. Çağımızın endişeli, yalnız ve modern insanı, yepyeni bir bakış açısıyla, kendisini iyi, mutlu ve yeterli hissetmeyi başarabilir.

Günümüzde insanlar; dinle bağlarını ya tamamen koparmış ya da en aza indirgemişlerdir. Oysa dinin, eğitimden sanata, kibarlıktan dayanışma duygusuna yaşamın birçok alanında geliştirdiği yorumlar; duygusal dünyamızın gereksinimlerini karşılaması açısından incelemeye değerdir: Mutluluğumuz için seküler dünyada dinlere yer açmak hayatlarımızı derinden değiştirebilir.

Dinlere ve modern hayata şaşırtıcı, yenilikçi, sarsıcı, düşündürücü bir bakış…

Kitabın orijinal adı: Religion for Atheists
Sel Yayınları
Türkçesi: Ayşe Ece
302 sayfa

Alain De Botton: 20 Aralık 1969, Zürih doğumlu, İsviçreli yazar ve televizyon yapımcısı. Harvard Üniversitesi’nde başladığı felsefe doktorasını yazarlık kariyeri için yarım bıraktı. Londra’da açılan School of Life’ın kurucu üyeleri arasında yer aldı. Ayrıca mimari bir organizasyon olan Living Architecture’ın da yöneticilerindendir.

Alain de Botton, kitaplarında ve televizyon programlarında, çeşitli kavramları felsefi tarzda işleyerek onların gündelik yaşamla ilişkilendirir.

Kitaplarında edebiyat ile hayatı başarıyla yorumlayan Alain de Botton, halen Londra’da yaşıyor ve tüm dünyada günümüzün en sevilen yazarlarından biri olmayı sürdürüyor.

Hemen satın almak için tık tık






1 yorum:

  1. ne kadar güzel anlatiyorsun kitabi...Cok aciklayici

    YanıtlaSil